2010'un son günlüksel blog'unu yazarken Bilgi Üniversitesi'nde meydana gelen skandal olaylar hakkında en ufak bir fikrim yoktu gerçekten. Nereden başlasam tam olarak bilemiyorum ama ilk olarak günlüksel blog'umda yazdığımı özetleyip kaldığım yerden devam etsem iyi olur herhalde. Porno'nun hangi toplumsal koşulların sonucu neyin "temsili" olarak ortaya çıktığına şöyle bir değinmiştim blog'umda. En nihayetinde porno dediğimiz cinsel simülasyon hiçbir şeyin yerini tutmayan boş bir eğlencedir ve olsa olsa boka bakmış bir toplumun ve toplumsal yapının temsili olabilir demiştim. Bilgi Üniversitesi'nde yaşanan bu durumu ise en azından bir kaç farklı açıdan incelemek gerektiğini düşünüyorum.
1. Proje
Söz konusu porno film projesini izlemedim ama filmi çeken öğrencinin röportajını okudum. Bir tasarım projesi olarak "amatörlüğü" tasarladığından bahsediyor. Amatör pornosu günümüzde oldukça yaygın ve herhangi bir özgünlüğü veya özelliği olmayan, porno endüstrisinin milyonlarca dolarlık bir yan kolu dışında bir şey değil. Bu durumu eleştirmek ya da alternatif bir yaklaşım geliştirmek adına bir çabadan kesinlikle bahsetmiyor öğrenci. Bir diğer yandan da "akademik özgürlüğün sınırlarını zorlamak istedim" gibi bir demeci var. İlla "akademik sınırları zorlayan bir alan olarak pornografi"yi seçecekse bunu vasat bir amatör pornosu çekmeden yapmanın da bir çok yolu var. Baudrillard günümüzde porno ya da pornografik olmayı hak edecek hiçbir şey kalmadığını söyler. "Çoktan pornokrafikleşmiş bir dünyada pornonun ne anlamı olabilir?" diye sorar. En azından bu bakış açısından yola çıkarak pornografiyi eleştirmek çok daha etkili olacaktır çünkü porno 19. yy'da olduğu gibi bir politik ve sınıfsal hiciv aracı olmaktan çıkalı çok uzun zaman oldu. Akademik özgürlük sınırlarını zorlamak niyetiyle yapılan sıradan bir projejle toplumsal bir eleştiri yapılabileceğine inanmıyorum. Zaten insanların cinsel arzularına ket vurmak için her fırsatta cinselliği kullanan ama bunu yaparken tamamen kendi doğallığından soyutlayıp sıradanlaştırarak yapan toplumsal bir yapıda bu mümkün olmayacaktır. Hatta muhafazakar kesimlerin ekmeğine çok da güzel yağ sürecektir.
Tabii ki bu yazdıklarım filmi izlemeden tamamen öğrencinin röportajından çıkardıklarım. Okuduklarımdan çıkarımım konuya yaklaşımın oldukça yüzeysel olduğuydu.
2. Medya
Tamam, proje vasattı ya da değildi... Konu gündeme düştüğünden beri hiçbir haberi kaçırmadan takip etmeye çalışıyorum fakat akademik ortamda yapılmış bir çalışmanın medyaya nasıl yansıdığı konusunda hiç kimsenin mi aklında bir soru işareti yok. Üstelik gizli jürilerde notlanmış. Öğrencilere gösterilmemiş vs. Benim bu durumla ilgili gözümden kaçan bir kaç haber olmuştur belki diyip bu sefer de şunu soruyorum "basının yaptığı ne kadar etik?" Her konuda olduğu gibi bu konuda da hiçbir mutabakata varılmadan ve sorun çözülmeden aklımızdan silinip gidecek ya da kim vurduya gidecek yeni bir gündem. Bu ülkede illa pornografi tartışılacaksa adam gibi tartışılsın o zaman. Sadece tek bir olay üzerinden, kıt, kısır, kabız bir tartışma olmaması gerekir. Hatırlar mısınız bir zamanlar bir araştırma yapılmıştı ve çocuk pornografisine en çok ilginin olduğu ülkelerden bir tanesinin Türkiye olduğu açıklanmıştı? Bu da bir süre tartışıldı. Sonra ne oldu? Ben hatırlamıyorum, bilmiyorum. Her kafadan bir ses çıktı kısa bir süre sonra o kafalar kayboldular.
3. Ceza
Bilgi Üniversitesi bölüm başkanı dahil olmak üzere 3 öğretim görevlisinin okuldan atılması ve bölüme kilit vurulması da kabul edilecek bir şey değil. Bunu yapan ve izin verenlerin haklı ya da haksız olmasıyla uzaktan bile ilgisi olmayan bu eylem bir çözüm mü gerçekten? Zaten yasaklı ve sansürlü bir sistemde yaşadığımız için gittikçe daha hastalıklı bir topluma dönüşmüyor muyuz? Ne zaman akıl edeceğiz bu ekstrem hijyen ortamından kurtulduğumuzda daha doğal ve sağlıklı bir yaşam sürebileceğimizi? Bugün işinden ettiğin Üniversite'deki öğretim görevlisini, erişimi engellediğin websitesine giren vatandaşı, kitabını yaktığın yazarı yarın öldürecek misin? Bir dakika ya... Son dediğim yoksa yaşanmış bir şey mi?
Şimdilik aklıma gelen ve sorgulanması ve tartışılması gerektiğini düşündüğüm ana başlıklar bu şekilde. Olaya çok daha geniş açıdan yaklaşılması gerektiğini düşünüyorum ben ve bunların da birbirleriyle olan girift yapısı üzerinden bir çözüme gidilmesi taraftarıyım. Tabii ki gündemden düşene kadar bu konu bir çözüme varılması mümkün değil. Belki de hiç değil ama en azından TV'de, basında hatta şaşırtıcı derecede Bilgi Üniversitesi'nde bile tartışılan tek şey (neredeyse) işlerinden olan öğretim görevlileri ve bununla alkalı olarak akademik özgürlük ve bölümün kapatılması. Objektifimizi biraz genişletsek diyorum.
bozcaada'da yeni yıl enstantaneleri
2 ay önce

0 yorum:
Yorum Gönder